
Kaş’ın kalbinde yer alan Antiphellos, Likya uygarlığının önemli liman kentlerinden biridir. Rivayete göre deniz ticareti yapan gemiler, burayı güvenli liman olarak kullanırdı. Gün batımında denize karşı konumlanan antik tiyatro, Kaş’ın simgelerindendir.
Sarp kayalıkların arasından ulaşılan Kaputaş Plajı, adeta gizli bir doğa mucizesidir. Yerel anlatılara göre denizin bu kadar berrak olmasının nedeni, yer altı kaynaklarının suya karışmasıdır. Turkuaz rengiyle Kaş’ın en çok fotoğraflanan noktalarındandır.
Kekova, geçmişte yaşanan depremler sonucu sular altında kaldığına inanılan bir antik yerleşimdir. Rivayetlere göre halk, denizin yükselmesini doğanın bir uyarısı olarak yorumlamıştır. Cam gibi suların altında görülen kalıntılar, ziyaretçileri tarihle buluşturur.
Kaş’a yakın konumda bulunan Saklıkent Kanyonu, serinliğiyle bilinir. Efsaneye göre uzun yıllar dağların arasında gizli kaldığı için bu adı almıştır. Yaz aylarında serinlemek isteyenler için ideal bir kaçış noktasıdır.
Limanağzı Koyu, Kaş merkezden kısa bir tekne yolculuğuyla ulaşılan sakin bir koydur. Rivayetlere göre eskiden balıkçıların fırtınalardan korunmak için sığındığı bir duraktı. Sessizliği ve berrak deniziyle dinlenmek isteyenler için idealdir.
Patara, Likya Birliği’nin başkenti olarak bilinir. Rivayete göre önemli kararlar bu topraklarda alınmıştır. Uzun kumsalı ve tarihi kalıntılarıyla doğa ve tarihin iç içe geçtiği eşsiz bir rotadır.
Sakin ve bozulmamış atmosfer
Antik kentler ile doğanın iç içe olması
Günübirlik keşiflere uygun mesafeler